Chiang Mai Tayland'ın Laos ve Burma ile komşu olduğu kuzey eyaleti. Tarihteki Lanna Krallığı'nın başkenti imiş. 20 Nisan sabahı oteldeki erken kahvaltıdan sonra tur rehberimiz Banana (adının Thai dilindeki anlamı muza karşılık geldiği ve bu dilde kolaylıkla yanlış telaffuz edilebileceği için İngilizce söylenmesini tercih ediyor)bizi aldı.Yaklaşık 12 saat süren bu gezide önce Chiang Rai'den bir sıcak kaplıcada verilen dinlenme molasından sonra Golden Trianle denilen bölgeye gittik, bunun için ilkel bir motorlu tekne ile Mae Kong Nehri'ni geçtik. Bu nehir Tayland, Çin, Burma, Laos, Kamboçya ve Wietnam'ı suluyor. Kurak mevsimde olduğumuzdan nehir oldukça sakin görünüyor ancak yağışlı mevsimde korkutucu olabilecek bir potalsiyel debisi olduğu izlenimini veriyor. Nehrin bir yanı Tayland, diğer yanı Laos.
Güneydoğu Asya'nın bu bölgelerinde yakın zamana dek afyon ticareti yapılırmış ve 1 kilo afyon bir kilo altına neredeyse eşit değer taşıdığından bölge "Golden Triangle" olarak anılır olmuş. Tayland hükümeti afyon ticaretini ağır cezalarla yasaklamış ve denetlemişken Laos'ta bu durum geçerliliğini kısmen koruyormuş. Laos, Burma ve Taylandlılar dil açısından farklılıklar olmakla birlikte birbirleri ile anlaşabiliyorlar. Burma ile Tayland arasında halen sezilen bir tarihi "düşmanlık" tan sözediliyor. Tayland Hükümeti'nin yasakladığı fakat Laos'ta halen serbest olan şeylerden biri de kaplan avı. Asya kaplanları cinsel gücü arttırdığına dair olan inanç başta olmak üzre birçok nedenden avlanıyor halen. Teknemizin yanaştığı Laos'ta sevdiklerimize "buradaydık" kartı atıp ufak tefek alışverişlerin peşinde koşarken benim kaçırdığım fakat kardeşimin fotoğrafladığı büyük kavanozlarda depolanıp satılan viskilerin içinde türlü hayvanat, yılan-böcek vs yanında panter penisi de varmış. Oraya kadar gidip bu ayrıntıyı kaçırmak da hiç hoş değil doğrusu....Laos'a ayak bastığımız andan itibaren fakirliği tam anlamıyla hissediyoruz. Anneleriyle dilenen yara bere içinde bebekler,yaklaşıp ısrarcı biçimde para isteyen çocuklar bu hissin en önemli nedeni. Bu kısa Laos Ziyareti'nden sonra teknemize geri dönüyor ve dönüşte balayı çiftleri tarafından çok rağbet edilen 1000 Star Oteli'nin önünden geçerken fotoğraflıyoruz. Tayland'da karaya çıkıp aracımıza biniyor ve öğlen yemeği için açık büfe olacak bir restorana doğru yollanıyoruz. Yemekler güzel, erişteci marifetli, yemeği kotarırken turistlere şov yapıyor. Bu yemekte ilk kez tattığım birşey oldu. "Thai Pancake". Basitçe, pirinçunundan 3 cm kenarlı kare şekilli içinde tatlı harçlar, örneğim hindistan cevizi bulunan İç Anadolu'da üçgen şeklinde yapılan muskalara benzeyen buharda pişmiş tatlı yiyecekler bunlar. Yemekte gruptaki Şilili, İngiliz, İspanyollar ve kardeşim bol bol konuşup kaynaşıyorlar. Sabahtan beri minibüste yanyana oturduğum İsviçreli yaşlı bey ise zinhar ağzını açmıyor. Ben de pek kaynaşamıyorum doğrusu böyle gruplarda. "Nasılsın, nerelisin, nereleri gezdin?" bana göre pek sohbet konusu değil, daha derinliklilerine girmek de harcım değil.
Yemekten sonra bu kez Burma sınırına gidiyoruz. Sınırdaki kadın çalışan ağırlıklı ticaret hayatının şaşılası bir hareketliliği var. Akşam olmak üzere ama caddede bitmek bilmeyen insanlara, motorlara, bisikletlere, tuktuk ve otomobillere, kamyonetlere dair bir gidip-gelme hali. Birçok kişi el arabalarında meyve, kestane, yiyecek satıyor. Ben güneş gözlüğümü otelde unuttuğumdan 3 dolara bir Ray-Ban taklidi alıyorum. Burma'da yapılan elişleri, burada Chiang Mai ya da Tayland'ın diğer yerlerindeki pazarlardan daha ucuza satılıyor. Evimiz için bacaklarının iki eklemi ve boynu hareket eden tahta bir kuklayı sadece 500 bahta aldım, 25 TL yani...
Ülkeler arasındaki sınırda Mae Kong Nehri'nin bir kolu olan Mae Sai'de neşe içinde oynayan çocukları seyrettik ve fotoğrafladık.
"Sınırda olmak" bana ilginç gelir.Kısıtlayıcı olmasına rağmen "sınırı aşabilme" olasılığı nedeniyle midir, beni heyecanlandırır.
Tekrar aracımıza binip, bu kez Burma'dan Tayland'a göçen A-Ha ve Long-Neck Kabileleri'nin Köyü'ne yollandık. Bu kabileler buraya yapılan turist ziyaretleri sıarsında sattıkları el işi ürünlerle ve az miktardaki topraklarını kendileri için işleyerek yaşamlarını sürdürüyor. Özellikle Uzun Boyunlular ilginç ancak bu "boyun uzatma" içşinin sadece kadınlarca yapılıyor olması manidar. Gördüğümüz en yaşlı Uzun Boyunlu 51 yaşında bir kadındı. Dört yaşlarında iki kız çocuğu ise en küçükleri. Boyun uzatma ile ilgili siz ne düşündünüz bilmem ama bu insanların boyunlarındaki halkaları çıkarınca yaşayamayacaklarını bilmek bu uygulamanın halen devamına itiraz etmeyi gerektiriyor.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder