"Hikayeler ancak onları anlatabilenlerin başından geçer."

"Hikayeler ancak onları anlatabilenlerin başından geçer."
Değer verdiğim biri beni böyle resmetmişti...

14 Ocak 2010 Perşembe

 
 
 
 
Bahia Onelli Milli Parkı'nda yaladığım buzul kucağımda iken ne kadar da mutluymuşum...Yakınımızdaki Upsala Connection katamaranı size bizimki hakkında bilgi verebilir.Ve size bu fotoğrafları sunmamı Emrecan'ın Canon'una borçluyum."fotoğraf çekenin fotoğrafı" için de kuzen Ülke'ye sonsuz teşekkürler.
Arjantin Gölü sayısız buzulun erimesi ile oluşuyor, gölde balık avcılığı turizmi de yapılıyor.Gölü dışarı açan en önemli nehir ise ta Atlantik sahiline dek giden Santa Cruz Nehri.
Posted by Picasa
 
 
 
 
Santa Cruz El Calafate'deki ilk gezimiz Arjantin Gölü'nde 1 gün süren katamaran turu idi. Kasabadan bir servis minibüsü ile 25 dakikalık bir karayolculuğu ile Buzullar Milli Parkı'na vardık.Buradan bindiğimiz teknede gün boyu sürecek seyir bize belki de bir daha hiç göremeyeceğimiz doğa harikaları vaadediyordu. Yolculuğun daha başında keyfine düşkün yolculuk arkadaşlarım konforun kokusunu alıp pahasını ödeyerek teknenin VIP kısmına geçişimizi önerdiler. Doğrusu ya benim ya aklıma hiç gelmez ya da iyice üşüyüp acıkıncaya dek yapmazdım bunu.Sınırsız sandviç ve alkollü-alkolsüz içkinin devamlı servis edildiği, teknenin burnunda yaklaşık 220 derece görüş açılı sımsıcak bir bölmede olağanüstü rahat ve geniş koltuklarımızı istediğimiz kadar yatırarak nefis bir yolculuk geçirdik. Sadece 1 sürgülü kapı ötede 50 USD ya satın alabildiğiniz bir cennet burası.Büyük buzul kütlelerine her yaklaşma anı beni heyecanlandırıyordu, bir güverteye, bir buruna, bir kıça koşup fotoğraflar çektim. Arjantin Gölü Şili ile Arjantin'in hemen sınırında ve Perito Moreno, Upsala ve Viedma Buzulları'nı içeriyor. Perito Moreno'yu seyretmek ayrı bir gezi konusu, katamaran seyri sırasında ise Upsala dahil 3 büyük ve sayısız küçük buzullar görüyorsunuz. Bölge tabii yine Milli Park alanı, sıkı korunuyor, Milli Park'ta tekne bağlanıp aşağı inip kısa bir yürüyüş yapmanız için zaman veriliyor.Bu sırada yapılan önemli bir rutin var, "Buzul yalamak".
Posted by Picasa

11 Ocak 2010 Pazartesi

 
 
 
Ushuaia'dan kısa süreli bir uçuşla El Calafate'ye gittik. Ushuaia bize göre Patagonia görünse de Macellan Kanalı'nın etrafındaki bu bölgeye Isle Grande diyorlar. El Calafate ise gerçekten uçsuz bucaksız bir toprak parçası Patagonya sayılıyor. El Calafate'de bizim gibi konformist turistler için en görmeye değer şeyler buzullar ve etrafındaki nefis doğa.Çevredeki Estancia(Çiftlik) lere gitmek ve orada birkaç gün geçirmek, trekking veya kaya tırmanışı yapmak (fitz Roy diye bir yerden bahsediliyor)da seçenekler arasında. Bu resimler Perito Moreno Buzulu'na ait. Şehirden tuttuğumuz bir araba ile ucsuz bucaksız yollardan verdık buzula. Gördüğünüz buzul kütlesi binlerce yıldır var, bizim zamanımız uygun olmadı ama, belli saatlerde kalkan tekneler yüksekliği 80 metreyi bulan bu buzul kitlesine yaklaşıyor ve uzun aralıklarla oluşan harika buzul kırılmalarını gözleyebiliyorsunuz. Yine buzul üstünde bir rehber eşliğinde yürüyüş yapabiliyorsunuz. Biz vaktin dar oluşu yüzünden (öğleden sonra Buenos Aires'e uçacaktık) bunları yapamadık. Zira herbiri enaz 1-2 saat alıyordu. Ama buzulun yanına yaklaştığımız balkonlarda esen temiz rüzgardaki buz kokusu, beyaz, mavi ve yeşilin harika kombinasyonundan oluşan manzaralar, zaman zaman eklenen (çoğu kez bizim görmediğimiz arka-kuzey tarafında gerçekleşen) kırılmaların sesleri bile harika bir şahitlik için yeterli idi. Dönüş yolunda geniş Patagonya steplerinin üzerinde yanyana duran bir dizi fili andıran siluetleri Fil Kayalıkları'nı ve buraya özgü olduğu söylenen av peşindeki akbabaları gördük.
Posted by Picasa

7 Ocak 2010 Perşembe

 
 
Soğuk bir yaz sonu akşamında Ushuaia'da Volver Restoran'da nefis bir akşam yemeği yedik. Menünün fotoğrafını boşuna koymadım. Restoran'ın açılış tarihi 1896. Ülkemizde o yıldan kalma kaç tane kurum var bilen varsa allasen yazsın. Güzel bir Arjantin şarabı eşliğinde deniz ürünleri yedik, biraz da fazla kaçırmışız. Akşam Otel Andino'nun sıcak atmosferine dönüp derin, güzel bir uyku çektim. Yaşasın Dünyanın Sonu....
Posted by Picasa

4 Ocak 2010 Pazartesi

 
 
 
 
Posted by Picasa
Bunlar Lapataia Milli Parkı'nda çekilmiş kareler. Bizi parkta sertifikalı bir rehber gezdirdi. Uzak ufakların gözlendiği fotoğrafta Şili'nin en güneyde ve Macellan Kanalı'nın da güneyindeki topraklar var. Güney Amerika'nın büyüklüğünü bizim durduğumuz yerden tasavvur etmek mümkün değil. Buraya gelmeden önce kime söylesem bana Güney Amerika'da bildiği fantastik durakların adlarını arka arkaya söyleyip hepsine gitmemi salık veriyordu. Halbuki bilinen ve söylene yerler birbirinden binlerce km uzaklıkta. Buenos Aires'ten Ushuaia ya uçmak 3.5 saat alıyor örneğin. Bunlardan en ilginci Arjantin'e gideceğimi söyleyince, bir meslektaşımdan gelen , Cancoon 'a da gitmem önerisiydi. Arjantin'in kuzeyindeki BA 'dan Cancoon'a gitmek için İstanbul'dan BA ya yaptığınız yolun yarısı kadar uçmalısınız. İstanbul'a gelmisken bir de Güney Afrika'ya uğramak gibi hemen hemen. Coğrafyayı lise ve ortaokul derslerine coğrafya ve harita kolu marifeti ile gelerek dersleri -güya-görselleştiren haritalardan öğrenen ve gezi kültürü de vize problemi gibi aşılması zor kimi ek nedenlerin de katkısıyla çoğu kez bir tur şirketinin kanatları altında birkaç diyar dolaşmaktan öte gidemeyen bizlerin kaçınılmaz yanılgı alanı, uzaklıklar...
Bu arada Arjantin ve Uruguay Türklerden vize istemiyor. Yaşasın sınırların kalkması...derken gezinin son günlerinde 1 geceliğine Uruguay'a gittik,hep benzetmelerle gidersek İstanbul'dan Bandırma'ya feribotla nasıl gidiyorsak öyle. Ancak Uruguay'dan Arjantin'e geçerken ülkeye giriş damgam basılmamış. İstanbul'a döneceğiz, BA havaalanından çıkarken damgayı göremeyince memur "siz kaçak durumundasınız" demez mi? Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Zaten evimi, kocamı, ana-babamı özlemişim, yoğurdu ve cacığı rüyada görmekten hal olmuşum, koşarak gümrük dışında bir noktaya gidip derdimi anlattım. Arjantinliler İngilizce'yi az biliyor, ben İspanyolca'yı hiç bilmiyorum ama neyse ki genç memur bayan ne dediğimi anladı, işler hemen bir damga ile yoluna girdi de ben evime dönebildim. Bir bundan korktum, bir de El Calafate 'de beni kovalayan köpekten...
Bir başka uyarı, Arjantin'de gezdiğimiz onca şehirde şeker ve meyve ile tatlandırılmamış yoğurt bulamadık. Cacık? Zinhar yok, çok acı çektim.
Posted by Picasa